↓↓↓ Video ↓↓↓


İBRAHİM KURT "Yeşilçam'ın yalnız adamının yürek acıtan, bilinmeyen hikayesi"

Воспроизведение вашего видео начнется через 40

↓↓↓ Video ↓↓↓


13 Просмотры

1940 yılında İstanbul, Sarıyer’de doğdu İbrahim Kurt. Kabataş lisesinin bitirir bitirmez vatani görevini yapmak için askere gider. Askerden döndükten ...

Дата загрузки:2021-08-29T20:35:12+0000

↓↓↓ Video ↓↓↓


Издатель
1940 yılında İstanbul, Sarıyer’de doğdu İbrahim Kurt. Kabataş lisesinin bitirir bitirmez vatani görevini yapmak için askere gider. Askerden döndükten sonra bir bankaya memur olarak girer o yıllarda lise mezunu olmak oldukça kıymetliydi. Ancak bankanın resmiyeti onun dağınık özgür ruhuna tersti. Orada çalışmaya daha fazla dayanayıp basar istifayı ama öyle pat diye iş bulmak zordu o da aylarca sokak sokak iş aradı... Yeşilçamın parıl parıl parladığı yıllardı aklının bir köşesinde her zaman sinema vardı ancak beni ne yapsın onlar diyerek kendisini hafife alıyordu görünüş olarak sinemaya uygun olduğunu düşünmüyordu belkide. Yıllar sonraya sinemaya nasıl girdiğini şöyle anlatacaktı : Bankacılığı bıraktım kendime gaz vere vere yaparsın becerirsin diye diye setlere girdim. zamanla kamera korkusunu yendim güvenim de yerine gelmişti. 35 yıldan fazladır sinemadayım. 1000’in üstünde filmde oynadım. İlk filmim Tel Örgü, Ayhan Işık’la beraber oynadık. Benim arkadaşım vardı, kapı komşum Kemal Kan. Rejisördü, ben işsiz gezerken ‘İbo niye üzülüyorsun, gel filmlerde oyna’ dedi. ‘Ben bu işleri yapamam, ne işim var’ dedim. Neyse bir sete gittik. Orda bir diyalog verdiler bana. Oynadım, beğendiler. ‘Bu adamda iş var’ dediler.” İlk filmden sonra cesaretiyle birlilkte oynadığı filmlerinde sayısı artar. Bazen 2 saatlik film içinde 15 saniye bile görünmez. Bir silah atışıyla ya da bir kılıç darbesiyle ölüp filmi süsleyen kararkterlerden biridir. ama zamanla rolleri uzar. O artık Yeşilçam’ın “kötü adamlarından”, karakter oyuncularından biri olmuş,ismi hafızalara yerleşmese de görüntüsü belleklerde yer etmeye başlamıştır. İbtrahim kurt da erol taşın bilal incinin ve diğer kötü karakteri oynayan oyuncu arkadaşlarının yaşadıklarını yaşadı. Başına gelmeyen kalmadı. kavga sahnelerinde geçirdiği kazalardan, sokaklarda sataşmalara kadar.. Bir gün şöyle diyecekti: “Ne küfürler yedik tabii. Ana bacı kalmadı. Sopalarla saldıranları mı ararsın pencereden taş atan ihtiyar teyzeleri mi."O herşeye rağmen izleyicisini seviyor saygısından ödün vermiyor ağzından onlara karşı tek bir kötü kelime çıkmıyordu. Sinemayı, Yeşilçam’ı çok seviyordu İbrahim Kurt. Son nefesine kadar aktörlük yapacağını, bu sokaklarda olacağını söylüyordu, öyle de olacaktı. Ancak o ne kadar ömrünün sonuna kadar sinema da olsa da sinema onun yanında her zaman olamayacaktı. Yeşilçamın krize girdiği dönemlerdi. Avantür filmlerin yerlerini erotik filmlere bıraktığı yıllardı ve ibrahim yaşadığı kriz dönemini şöyle açıklayacaktı: “Türk sinemasını patronlar batırdı. Kazandıkları paraları sinemaya aktarmadılar, bloke ettiler. Çok firma vardı eskiden. Senede 300-400 film çekiliyordu. Herkes çalışırdı. Sinema duraklama devrine girdi, porno dönemi geldi. O arada Sarıyer’de bir market açtım fakat başarılı olamadım. İflas ettim. Sinema krizde bütün oyuncular evlerindeydi. Özel kanallarla birlikte filme ihtiyaç oldu. Patronlar eski filmlerin kutularını boyayıp sattılar, paralar kazandılar. Hepsi çok zengin oldu, film yapmıyorlardı ama para kazanıyorlardı. Film yapsalar da bizler oynasak, para kazansak kötü mü olur? Faiziyle yaşıyoruz, ‘Niye film yapayım’ diyerek rahatlarına bakıyorlardı. Bizlerden, oyunculardan para kazandılar. Hepsinde hanlar, evler, arabalar var, birçok oyuncunun cebinde otobüs bileti yok.”
Категория
Erotic фильмы
Комментариев нет.